BULDUM BULDUM Bilimin ilginç yönlerinden biri, kesif ve buluslarin bazen beklenmedik anlarda, rastlanti sonucu ortaya çikmasidir. Rastlanti sonucu kesif ya da bulus yapabilmek için yalnizca sansli olmak yeterli degildir. Bu rastlantilari degerlendirecek akla sahip olmak da önemlidir. Bilim tarihinde, rastlanti sonucu kesif ya da bulus yapan akilli insanlarin eglenceli öykülerine rastlariz. Iste bu öykülerden biri Eski Yunanli matematikçi Arsimet hakkinda. Arsimet M.Ö. 3. yüzyilda Syrakusa’da yasamistir. Kaldiraç deneyleri, Arsimet burgusu bulusu ve sivilarin dengesi kanunlari ile ünlüdür. Fakat biz onu hamamdan bir anda çiplak bir sekilde firlayip sokaklarda “Buldum! Buldum!” diye bagirarak kosmasiyla taniriz. Arsimet’i o gün hamamdan firlayip sokaklarda çiplak kosturacak kadar heyecanlandiran olay nedir? Her sey Syrakusa kralinin yeni bir taç istemesiyle baslar. Kral kuyumcusunu çagirir. Kuyumcuya kendisine saf altindan bir taç yapmasini buyurur. Taç hazirlanip kendisine sunuldugunda birden içine bir kusku düser. Kral her seyden kuskulanan bir adamdir. Ya taç saf altindan degilse, içine degeri altindan daha az olan gümüs ya da bakir eklenmisse? Altinin ilginç bir özelligi vardir. Ne kadar öteki metallerle karisirsa karissin kendi rengini, parlakligini korur. Kuyumcular saf altini 24 ayar olarak adlandirirlar. Ayar, degerli taslarin agirlik ölçü birimidir. Bir ayar 200 miligrama denk gelir. Altindan yapilmis takilara dikkat ederseniz, kimisinin 14 ayar oldugunu görürsünüz. Takinin üzerinde onun 14 ayar oldugunu gösteren bir damga vardir. Takinin 14 ayar olmasi, içinde % 58 altin, % 42 gümüs, bakir ya da diger metallerden bulundugunu gösterir. Bu karisim, takinin daha saglam olmasini saglar. Ama karisim kesinlikle saf altin görünüsüne sahiptir. Kral için tacinin saf altindan olmasi önemlidir. Saf altin onun gücünü simgeler. Tacinin saf altindan olup olmadigini nasil anlayacaktir? Bu yüzden geceleri uyku uyuyamaz. Bir sabah karar verir. Artik bu iskenceye dayanamayacaktir. Akilliligiyla taninan matematikçi ve mühendis Arsimet’i sarayina çagirir. Ondan tacinin saf altindan olup olmadigini bulmasini ister. Arsimet hemen düsünür. Eger tacin boslukta kapladigi alani, yani hacmini bulursa bu sorunu çözecektir. Çünkü farkli maddeler, ayni agirlikta; fakat degisik hacimde olabilirler. Hatirlayin! Birbirimize sordugumuz hileli bir soruyu animsayalim. Bir kilo demir mi, bir kilo pamuk mu daha agir? Dikkatli olmazsak bu soruyu hemen demir diye yanitlariz. Günlük yasamdaki deneyimlerimizden pamugun hafif, demirin agir bir madde oldugunu biliriz. Fakat bir kilo pamuk da bir kilo demir kadar agirdir. Ikisini yan yana görme sansimiz olsaydi, bir kilo altini elimizde kolaylikla tasiyabilecegimizi fark ederdik. Bir kilo pamuk ise demirden daha fazla yer kaplar. Tasimak için bir torbaya gereksinimiz olur. Arsimet, taç saf altindansa hacminin farkli, altindan baska metalleri de içeriyorsa hacminin farkli olacagini biliyordu. Ama yine de bir sorunu vardi: Tacin saf mi, karisim mi oldugunu nasil kanitlayacakti? Arsimet banyoda yikanirken tam da bu sorunun yanitini düsünüyordu? Küvetteydi ve musluk açikti. Suyun dolmasini bekliyordu. Düsüncelere dalmisken su tasmaya basladi. Birden fark etti! Tasan suyun hacmi, küvet içindeki vücudunun hacmine esitti. Birden taç gibi kati bir maddenin hacminin bu yöntemle ölçülebilecegini kesfetti. Eger taç agzina kadar suyla dolu bir kabin içine daldirilirsa, su tasacaktir. Tasan suyun hacmi ölçülürse, tacin hacmi de bulunmus olacaktir. Taci yaparken kuyumcunun saf altindan bir küp kullandigini düsünün. Bu kübün agirligi 2,27 kg olsun. Bir kenarinin uzunlugu da 4,9 cm. Küp ya da prizma gibi düzgün geometriye sahip bir maddenin hacmini hesaplamak kolaydir. Üç kenarinin uzunluklarini birbiriyle çarpariz. Bu durumda kübün hacmi 4,9 cmx4.9 cmx4,9 cm = 118 cm3’dür. Eger taci yaparken kuyumcu esit miktarda altin ve gümüs kullanirsa, tacin agirligi degismez. 1,5 kg altin, 1,5 kg gümüsten olusan bir küp düsünün. Böyle bir küpün hacmi farkli olacaktir. 167 cm3 olarak hesaplanir. Metal karisimi kullanilarak yapilan taç, saf altindan olandan 1/3 oraninda büyük görünür. Arsimet hemen kralin sarayina gider. Kraldan eski taçlarini ve yenisini getirmesini ister. Bir yandan hizmetçilere bir kap ve su getirmelerini söyler. Öte taraftan kuyumcu saraya çagirilir. Her sey tamam olunca, Arsimet önce eski taçlari agzina kadar su dolu kabin içine atar. Tasan suyun hacmini ölçer. Sonra yeni taci suya daldirir. Yeni tacin daha çok su tasirdigini görürler. Kuyumcu çok utanir. Arsimet’in rastlanti sonucu yaptigi bu kesif onun açisindan bir sanstir. Kuyumcu içinse yapilan deney tam bir sanssizliktir. Bugün Arsimet’in kesfi sayesinde biz tas gibi düzgün geometriye sahip olmayan maddelerin hacimlerini kolaylikla ölçebiliyoruz. Arsimet sansli biri. Kesif ya da icat yaparken biraz sans gerekiyor. Ama sadece sans yeterli degil. Bir rastlantinin kesfe dönüsmesinde merak da önemli. Merakla çevremizde neler oldugunu, bunlarin nasil oldugunu kesfedebiliriz. Diger önemli nokta gözlem yapmak. Gözlerimizi, kulaklarimizi dört açmak! Iyi bir gözlemci, çevresini incelerken, herkesin gördügü hakkinda, kimsenin fark edemedigini düsünebilir. Bazi insanlar merak ve çevreyi gözlemek açisindan dogal bir yetenege sahiptirler. Ya da bu özellikler biraz dikkat, çaba planlama ve deneme ile edinilebilir. Sans eseri basina düsen bir elma ile Newton’un yerçekimini kesfetmesi gibi rastlanti sonucu bulunan pek çok icat ve kesif senelerce önce ya da yakin bir zamanda bilim tarihine kaydedilmis. 2000’li yillarda bilim, tip ve teknoloji alanlarinda sahip oldugumuz onca bilgiye ragmen hala bilmedigimiz çok sey var. Gezegenler arasi seyahat edilebilir mi? Kanserin ilaci bulanacak mi? Bilmiyoruz. Ama kesin olarak bildigimiz bir sey var. Insan; meraki, sorulari, çevresi hakkindaki gözlemleri ve yaraticiligiyla pek çok rastlantiyi kesfe ve bulusa dönüstürebilir.